Ayak Sesleri…

    En iyisi gözleri kapamak…

    Bir süre sırtını duvara verip düşündü. Sağında, solunda her yönünde duvarlar vardı. “Dört yanım duvar” diye düşündü. Ölmüş müydü yoksa? Burası bir mezar mıydı? Ölüm böyle bir şey miydi? Bilmiyordu, daha önce hiç ölmemişti…

    İçinde bulunduğu ortama yoğunlaştı, kokladı, keskin bir is kokusu vardı. Ayağa kalkıp duvarları yokladı. Elleri yapış yapış oldu.    

    Ayağını uzatınca önünde bir çıkış olduğunu fark etti. İçi yeniden umutla doldu, eğilip bulunduğu yerden dışarı çıktı. “Ne kadar karanlık” diye düşündü. Sırtını duvara verip sola doğru ilerledi, köşede ayağına bir şeyler takıldı. Eğilip eliyle yoklayınca bunun bir kasa olduğunu anladı. Hemen yanında üst üste dizilmiş başka kasalar da vardı. Ayağıyla zemini kontrol ederek birkaç adım attı, az sonra çarptığı şey büyük bir gürültüyle devrildi. Metalik bir sesti, soba borusu olmalıydı. Sonra her şeyi anladı. Burası yalının mahzeni olmalıydı. Eğer doğruysa buralarda bir yerde bir kapı ve kapının hemen yanında bir elektrik anahtarı olacaktı. Büyük bir umutla işe koyuldu, çok geçmeden elektrik anahtarını buldu.  

    Anahtarı tutup kaldırdı.

    İçerisi aydınlandığında şaşkınlıkla birlikte büyük bir rahatlama hissetti. En azından görebiliyordu, artık nerede olduğunu biliyordu ama buraya nasıl geldiği konusunda hiç bir fikri yoktu.  Ancak asıl sorun buraya nasıl geldiği değil, buradan nasıl çıkacağıydı. Bir kapı vardı ama dışarıdan kilitlenmişti, demir kapıyı kırıp dışarı çıkmak mümkün değildi. Başka bir yol bulması gerekiyordu ama bunun için enerjisi kalmamıştı, sabahı beklese iyi olacaktı.

   Saat kim bilir gecenin kaçıydı. Gecenin bu saatinde gürültü yaparak evdekileri uyandırabilirdi, bu mümkündü,  ancak bu onları korkutabilirdi. “Nasıl olsa sabah uyandıklarında evde olmadığımı fark ederler.” diye düşündü.  Ayak seslerini duyduğunda köşede duran odunlardan birisiyle tavana vurarak burada olduğunu haber verebilirdi. Yorgundu ve yatmak istiyordu. Duvar dibini yerleştirilmiş eski kanepelerden birisine kıvrılarak uzandı. Çok geçmeden uyudu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir