Ayak Sesleri…

    Epeyce bir süre sonra gerçek mi değil mi tam olarak kestiremediği sesler duymaya başladı. En ufak bir ses çıkarmamaya özen göstererek, yattığı yerde başını hafifçe kaldırıp dikkatle dinledi. Aynı anda fısıltılar kesildi, toprak zemine sürtünen bir iki ayak sesi işitti.  Mahzende yalnız değildi, şöminenin orada bir şey olmalıydı. Bakmak istiyor ama cesaret edemiyordu.

    Derince bir nefes alıp cesaretini toplamaya çalıştı. Aniden doğrulmaya ve kanepenin arkasındaki şeyin ne olduğuna bakmaya karar verdi.

   Öyle de yaptı…

   Hiçbir şey yoktu, kanepenin arkası boştu. Bir an şöminede bir çıtırtı işitti. O tarafa bakınca çıtırtının sebebini anladı,  yukarıdan bir şeyler dökülüyordu.

    Şöminenin önünde bir süre kıpırdamadan bekledi, sonunda cesaretini toplayarak başını hafifçe içeriye soktu, içeride ne olup bittiğini anlamaya çalıştı. Evet, içeride bir hareket vardı, kim bilir belki bir güvercin belki bir kırlangıç veyahut başka bir hayvan bacanın içinde yuva yapmış olabilirdi. Görülmemiş şey değildi. Ayrıca bu, bacadan dökülen şeyleri de açıklayabilirdi. Ama öyle bir şey olsaydı, şöminenin zemininde en azından bir kuş tüyü veya onun gibi bir şey olması gerekmez miydi? Zeminde sadece kurum, toz ve toprak vardı. Öyleyse yukarıdaki şey düşündüğü şey değildi.

    “Bunun ne olduğunu bulmalıyım, şuradan bir kurtulayım ilk işim bir fener alıp bacanın içini kontrol etmek olacak.” diye kendi kendine söylendi.

    Mahzenin demir kapısının altından sızan hafif gün ışığı, dışarıda günün aydınlandığını gösteriyordu, bununla beraber yukarıda hiçbir hareket yoktu. “Henüz kimse uyanmamış.” diye düşündü. Biraz sonra Fatma kahvaltıyı hazırlamak için kalkacak mutfağa geçecekti, o zaman tavana vurarak gürültü yapacak burada olduğunu haber verecekti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir