BACA….

1692 Massachusetts

Kesif bir duman kokusu bütün kasabayı kuşatmıştı. Gecenin karanlığında, diz boyu kar altında,  tepeleri çevreleyen ormandan doludizgin gelen atlılar,  ailenin tek geçim kaynağı olan ağılı ateşe vermişlerdi. Zifiri geceyi aydınlatan meşaleler, sokaklardan meydana doğru akıyordu. Bir çiftlik evi öfkeli kalabalığın hedefi olmuş, alevler içindeki ev kasaba meydanını şenlik yerine çevirmişti. Liderleri olduğu her halinden belli,  iri,  göbekli bir adam, sağa sola emirler yağdırıyor; öfkeli, mahşerî bir kalabalık, elleri sıkı sıkıya bağlı iki kadını sürükleyerek kasaba meydanına getiriyordu.

Çoktan hüküm verilmiş, idam mahkûmları için darağacı kurulmuştu. Lanetin kalkması için her ikisinin de ortadan kaldırılması gerekiyordu.

Yakalım!” diyordu biri, avaz avaz bağırarak.

Yakalım!” diyordu diğerleri.

Çarçabuk yığınla odun getirildi. Vaktiyle atların bağlandığı direklere, iki kadın bağlanmıştı şimdi. Kadınlardan biri gözyaşları içinde yalvarıyordu: “Hayır, durun yapmayın, ben masumum!” diyordu. Kısık ve cılız sesiyle durmadan yalvarıyor, iniltiye benzer ölgün sesler çıkarıyordu.

Devamı… Kitapçılarda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir